Urumçi Katliamı, Çin Konsolosluğu Önünde Protesto Edildi

Doğu Türkistan’ın Urumçi kentinde 5 Temmuz 2009’da meydana gelen olayların 12’inci yıldönümü nedeniyle İstanbul’da protesto gösterisi düzenlendi.

Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği'nin öncülüğünde Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu yakınlarında bir araya gelen Uygurlar, ellerinde "Doğu Türkistan" bayrakları ile Çin aleyhinde sloganlar atarak tepkilerini gösterdiler.

İstanbul'un dört bir yanından protesto için sabah 9'dan itibaren yürüyüş yapan yaklaşık 3 bin Doğu Türkistanlı Sarıyer Tarabya sahilindeki Çin Konsolosluğu yakınında toplandı. Saat 10'da ellerine Al bayrak ve Gök bayrağı, "Bağımsız Doğu Türkistan" ve "Soykırımı Durdur!", "5 Temmuz katliamını unutmayacağız" yazılı pankartlar taşıyarak, "Kana kan, cana can", "Bağımsız Doğu Türkistan" sloganları atarak Çin konsolosluğu önüne yürüdü. Türk ve Doğu Türkistan İstiklal marşılarıyla başlayan Protestoda “Türkiye’den Doğu Türkistan’a gözlemci heyet gönderilmesini ve Urumçi’de Türk Konsolosluğu açılmasını istiyoruz” diyen Uluslararası Doğu Türkistan teşkilatlar Birliği Başkanı Hidayetullah Oğuzhan, yaptığı basın açıklama konuşmasında şu ifadeleri kullandı:BASIN AÇIKLAMA KONUŞMASI

“12 sene önce 5 Temmuz 2009 tarihinde Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’ın başkenti

Urumçi’de Çin işgal güçleri ile Çin yönetiminin silahlandırdığı etnik şovenist Çinli paramiliter çetelerin Müslüman Uygur Türklerine karşı yaptığı soykırım temelli büyük bir katliam gerçekleşmişti. 

26 Haziran 2009 Çin’in Guang Dong eyaleti, Shao Guan ilçesindeki bir oyuncak fabrikasına zorla çalıştırılmak üzere köle işçi olarak götürülen Doğu Türkistanlı uygur gençlere yönelik bir saldırı meydana geldi. Saldırı esnasında 50’den fazla Doğu Türkistanlı uygur genç çok sayıda ırkçı Çinliler tarafından linç edildi ve öldürüldü. Çin hükümeti ve yerli yönetim olayın açığa çıkmaması için medyayı kontrol altına aldı ve katiller hakkında soruşturma yürütmedi. Olayın takibinden memnun olmayan Doğu Türkistanlı uygur anneler hukuki yollarla çözüm bulunmayacağı kanaatine vararak kendi itirazlarını barışçıl bir şekilde ifade etmek için 5 Temmuz 2009 tarihinde URUMÇİ’de protesto eylemine başvurdu. Fakat bu barışçıl eylem Çin hükümeti tarafından kanlı bir şekilde bastırılacak . ve binlerce Doğu Türkistanlı şehit edilecek olan 5 temmuz Urumçi katliamı gerçekleşti.

Aynı gününün gecesi ise Urumçi’de Doğu Türkistanlıların toplu yerleşim bölgelerinde ev-ev arama yapıldı, çok sayıda insan suçsuz yere tutuklandı ve yok edildi.

UYGURLAR ÇİN ZULMÜNE KARŞI HEP DİRENMİŞTİR

5 Temmuz katliamı Doğu Türkistan halkının 1949 yılında toprakları işgalci Çin komünist partisi tarafından işgal edildikten sonra maruz kaldıkları asimilasyon ve ikinci sınıf vatandaş muamelesinin açık bir ifadesidir. Bu olay Doğu Türkistan halkının bağımsızlık ve zulme karşı çıkma iradesini gözler önüne sererken, aynı zamanda kendi hak hukukunu korumak için her türlü bedeli ödemeye hazır olduğunu göstermektedir. 

Nitekim Urumçi Katliamı, Doğu Türkistan’daki zulme ve işgale uluslararası insan hakları kuruluşları, gözlemciler ve medyanın dikkatini çeken önemli bir olaydır. Cumhurbaşkanımız ve dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Urumçi’de yaşananların adeta bir Soykırım olduğunu ifade etmesi ve Türkiyenin tüm illerinde halkın sokaklara dökülerek katliamı protesto etmesinin yanısıra BM ve insan hakları kuruluşları tarafındanda kınamalar gelmişti.

8 MİLYON İNSAN TOPLAMA KAMPINA ALINDI

5 Temmuz katliamından bugüne kadar olan 12 seneden bu yana soykırım ve asimilasyon politikaları artarak devam etmekte. 2014 yılında Çin devlet başkanı Şi Cin Ping’in sözde “terörle mücadele” bahanesiyle başlayan sözde aşırıcılık, bölücülük ve terör karşıtı propagandayla “kökünden kazıma, tamamen yok etme” politikası kapsamında Doğu Türkistan’da kurulan Nazi varı toplama kamplarına  8 milyondan fazla Doğu Türkistanlı günümüze kadar  dönüşümlü olarak rızası dışında tutulmaktadı.

Halkımız Kamplarda her türlü işkence, beyin yıkama, toplu tecavüz, dinsizleştirme, köle işçilik ve zorla kısırlaştırma gibi insanlık dışı uygulamalara maruz kalmaktadır. 

Bölge halkından öne çıkan Din adamları, Akademisyenler, Aydınlar, sanatçılar, sporcu va zanaatkarlar olmak üzere her kesimden insanlar topyekûn imha politikasıyla zorla terbiye ve fabrikalarda köle işçi olarak çalışmaya mecbur bırakılmakta. “Kardeş aile projesi” adı altında Her türkün evine günlerce yatılı kalacak Çinlileri yerleştirmek suretiyle mahremiyeti ayaklar altına alacak gözetim sistemi kurmuş durumda. Bu siyasetin sonucu olarak hükümetinde desteğini alan Çinli erkeklerle Doğu Türkistanlı kızlar zorunlu olarak evlendirilmekte. Gençler Çinin sanayi Bölgelerine köle işçi olarak çalışmak üzere sürgün edilmekte ve Shao Guan’deki şehit gençlerle aynı kaderi paylaşmakta.

ÇİN DOĞU TÜRKİSTAN’DA SOYKIRIM UYGULUYOR

Yukarıda bahsedildiği gibi 1949 yılında başlayan 71 yıllık işgal sürecinde son gelinen noktada Doğu Türkistan’da soykırımın her çeşidi vahşice icra edilmekte. İşgal gününden bu yana Çin hükümeti asil toprak sahipleri olan Uygur ve diğer Türki halkları doğrudan öldürme, yargısız infaz, müebbet hapis gibi yollarla soykırıma tabi tutmakta. Her çeşit fiziki işkenceler, iç organları çalma, tecavüz, hakaret, ırkçılık, hukuksuz tutuklama, dini inanç hürriyetlerinden mahrum bırakma, mal varlıklarına el koyma, kanaat önderleri ve aydınların öldürülmesi, zorla kürtaj ve kısırlaştırma, cami ve kutsal mekânların tahrip edilmesi, Çin’den zorlu göç yerleştirme, aileleri parçalama, çocuk kampları, ebeveynleri kendi çocuklarını eğitme ve dil kültürlerini tanıtma haklarından mahrum bırakma, ebeveynleri öldürülen yahut kamplara kapatılan çocukları Çinlilere zorla evlat olarak verme gibi suçlarla evrensel insan hakları beyannamesindeki tüm maddeleri hatta daha fazlasını ihlal ederek soykırım cinayeti işlenmekte.

Uluslararası tarafsız kuruluşlar, BM, insan hakları izleme örgütü, uluslararası medya kuruluşları, çeşitli ülke istihbarat servisleri tarafından açıklanan belgeler, Uygur Mahkemesindeki tanıkların şahitlik sözleri ve ABD, Kanada, Hollanda, İngiltere, Litvanya, Çek senatosu, Belçika, Almanya ve de 44 ülkenin parlamentolarında Çinin Doğu Türkistanda insanlığa karşı suç ve “Soykırım” yaptığı yönündeki tasarıların kabül edilmesi soykırımın gerçekliliği ve boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Çinli yetkililer bahse konu soykırım politikasını  dünyaya egemen olmak için icra ettiği ‘Bir Kuşak Bir Yol projesinin’ sözde güvenliğini sağlamak ve Çin’in Avrupa’ya açılan tek kapısı olan Doğu Türkistan’ı sözde tehditlerden arındırmak için olduğunu iddia ediyor. 

DÜNYA ÜKLEREİ ÇİNİ TEHDİT OLARAK BELİRLEDİ

Çin’in söz konusu projesi ilk adımda Doğu Türkistanlılara bela olduğu gibi Borç tuzağı, siyasi suikastlar gibi usullerle, projeye dahil olan ülkelere de zarar oluşturmakta. Bunun farkına varan ülkeler projeyi yeniden değerlendirmekte ve geri çekilmekte. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen G7 zirvesi ve NATO zirvesinde Çinin Doğu Türkistan’da uyguladığı soykırımın masaya yatırılması hem Çin’in dünya düzenine ne kadar büyük tehdit oluşturduğunu, Türkiye başta olmak üzere tüm ülkelerin bundan sonraki politika ve icraatlarında daha da dikkatli olmaları gerektiğini göstermektedir.

Geçtiğimiz günlerde Çin’in İslam iş birliği örgütüne üyelik başvurusunda bulunması Doğu Türkistan halkını derin endişelere sevk etmekte. Nitekim Çin’in BM insan hakları komitesinde üye olarak kalması da aynı ölçüde hatalıdır ve işbu kurum ve kuruluşların varoluş ilkelerine aykırıdır. Biz Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar birliği olarak ilgili ve yetkili kuruluşların bu kararları tekrar gözden geçirmesi çağrısında bulunuyoruz.

ÇİN, 21. ASRIN YÜZ KARASIDIR 

Çin’in Doğu Türkistan halkına uyguladığı soykırıma dikkat çekmeye çalıştığımız gibi Türkiye devletinden Doğu Türkistan’da yaşananların soykırım olarak tanınmasını, soykırımın durması için İslam dünyasında öncü olarak etkili adımların atılmasını, Doğu Türkistan’a gözlemci heyet gönderilmesini ve ÜRÜMÇİ’de Türkiye konsolosluğu açılmasını talep ediyoruz.

21. Asrın yüz karası olarakta köle işçi çalıştıran Uluslararası şirket, fabrika ve üretim zincirleri, ürün onaylama kuruluşlarına Doğu Türkistan’daki kölelik sistemine karşı harekete geçmesini, Çin’in bölgedeki üretim tesislerini kapatması için ilişkilerini kesmesi ve bölgede yaşanan soykırıma ortak olmaması çağrısı yapıyoruz.

Ayrıca Adalet, insanlık, eşitlik, barış ve hak hukukun simgesi olan olimpiyat oyunlarının ana prensiplerinin zedelenmemesi için, Uluslararası olimpiyat komitesini, özellikle Türkiye ve diğer ülkelerdeki milli olimpiyat komitelerini 2022 Pekin olimpiyat oyunlarını diplomatik olarak boykot etmeye, iptal etmeye ve soykırıma suç ortağı olmamaya davet ediyoruz.

Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar birliği olarak vatanımız Doğu Türkistan’da devam eden soykırımı durdurmak için uluslararası camiayı, Birleşmiş Milletleri, Avrupa insan hakları mahkemesi, insan hakları izleme örgütü, Uluslararası af örgütü gibi kuruluşların acil harekete geçmesini talep ediyoruz.”

 Ardından Doğu Türkistan Ulemalar birliği başkan yardımcısı Mahmutcan Damolla, islam ülkelerine seslenirken İfem kurucusu Dr. İhsan Şanöcak Hocaefendi, sağlık sorunları nedeniyle internet bağlantısı üzerinden halka seslendi.

Cübbeli Ahmet Hocaefendiye vekâleten temsilcilerin katıldığı protesto, Pekçok teşkilat ve kuruluş tarafından desteklendi.

Akabinde Doğu Türkistan İnsan Hakları Derneği Genel Sekreteri Nureddin İzbasar 5 Temmuz Urumçi Katliamıyla ve Doğu Türkistan’daki Soykırımla ilgili kapsamlı Rapor hazırladıklarını bahsederek kamuoyunun incelemesini talep etti. 

Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Prof. Farhat Kurban Tanrıdağlı kamuoyunun dikkatini Çin’in Türkleri ve topraklarını tanrının hediyesi olarak gördüklerini ve yavaş yavaş elegeçirme planı olduğunu anlatırken Dünya Uygur Kurultayı vakfı başkanı Abdurraşid Abdülhamid, çini geri adım attırmanın Ekonomik boykotlarla mümkün olabileceğini vurgulayarak Çin olimpiyatlarına karşı küresel boykot çağrısı yaptı. 

FARKLI ÜLKLERDE ÇİN ZULMÜ PROTESTO EDİLDİ

Türkiye'nin başkenti Ankara, Konya, Kastamonu, Samsun, Kahrimanmaraş, Malatya ve diğer il ve İlçelerde de "5 Temmuz Urumçi Katliamı"nı anmak için gösteriler düzenlendi.

Ayrıca Avustralya Kuveyt, Endonezya, Fransa, Hollanda, Kanada, Malezya, Kazakistan, Almatı, Japonya ve diğer ülkelerde yaşayan Uygurlar ve Ensar örgütleriyle "5 Temmuz Urumçi Katliamı"nı hatırlamak için gösteriler düzenlendi.

Muhammed Ali ATAYURT-Türkistan Press
Bu Haberi 329 kişi okudu!
06/07/2021
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.