Çin'in “Uygur Soykırımı” Fotoğraflarla Belgelendi

BBC aylarca inceleme sonucu, Doğu Türkistan’daki Çin’in Toplama kampları ve hapishanelerle ilgili bilinmeyen ayrıntılı 5 binden fazla fotoğraf ve bilgi, en az 2 bin 884 aralarında kişinin gözaltı kamplarına alındığını kanıtlayan verileri açıkladı.

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarıyla ilgili bugüne kadar bilinmeyen ayrıntılar, BBC’nin yayınladığı binlerce belge ve fotoğrafla ortaya kondu. Polis bilgisayarlarının hacklenmesi sonucu elde edilen belgeler, bölgedeki birçok kişinin sadece Müslüman oldukları için gözaltı kamplarına yerleştirildiğini gösteriyor.

İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC, Doğu Türkistan’daki Çin’in “yeniden eğitim kampları” adını verdiği Toplama kampları ve resmi hapishanelerle ilgili bilinmeyen ayrıntıları içeren belgeleri aylarca inceledikten sonra yayınladı.

Çin, bölgedeki kampların sadece eğitim amaçlı olduğunu savunurken yeni yayınlanan belgeler, kampların bir hapishaneden farksız olduğunu gösteriyor. Çin hükümetine ait belgelerde kampın silahlı gardiyanlar tarafından korunduğu görülüyor.

Toplama kampına alınan 50 yaşındaki Havvagül Tevekkül.

Kamptaki esir Uygurlara ait 5 binden fazla fotoğraf ve bilgi de yayınlandı. Birçok kişinin sadece Müslüman oldukları için ya da Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeleri ziyaret ettikleri için gözaltı kamplarına yerleştirildiği belirtildi.

Anihan Hamit 73 yaşında gözaltına alındı.

Tutuklanan kişilerin çoğunun da inançlarından dolayı hapis cezası aldığı, çok sayıda kişinin akrabaları tutuklandığı için şüpheli listesine alınarak takip edildiği kaydedildi.

Rahile Ömer, gözaltına alındığında sadece 15 yaşındaydı.

Son yıllarda uluslararası basına yansıyan Doğu Türkistan’a ait uydu görüntüleri, bölgede gözaltı kamplarının sayısındaki artışı ortaya koymuştu. Kampta kalmış tanıklar da, tecavüz ve işkence olaylarının yaygın olduğunu savunuyor.

Anne babaları gözaltına alınan binlerce çocuğun da hükümet kontrolündeki yatılı ana okul tarzı yurtlara yerleştirilmesi tepkilere yol açıyor.

Çin hükümetinin 2017’den bu yana Doğu Türkistan genelinde inşa edilen Toplama Kamplarının “okullardan” başka bir şey olmadığını iddia etmesi; ortaya çıkan iç polis talimatları, koruma kadroları ve tutukluların daha önce hiç görülmemiş görüntüleri ile çelişiyor.

Sızdırılan dosyalar, Uygurların Ocak ve Temmuz 2018 arasında çekilmiş 5 binden fazla fotoğrafını içeriyor. Fotoğrafların ve sızdırılan belgelerin incelenmesi ile birlikte Konaşehir ilçesinde en az 2 bin 884 kişinin gözaltına alındığı tahmin ediliyor. Görüntü ve belgeler, Çin’in kamp tutsaklarına “istekli öğrenciler” iddiasıyla çelişiyor.

İSLAMİ SEMBOLLER TAŞIDIKLARI İÇİN GÖZALTINA ALINDILAR

Belgeler, birçok Uygurun, İslami semboller taşıdıkları ya da Müslüman nüfusa sahip ülkeleri ziyaret etmek istedikleri gerekçesiyle gözaltına alındığını doğruluyor.

Kamptan sızdırılan fotoğraflardan bazılarında silahlanmış gardiyanlar görülüyor.

Büyükannesi ile Kuran okuduğu gerekçesiyle bir Uygur’un 2017’de hapis cezasına çarptırıldığı öne sürülürken, yüzlerce kişinin yasadışı dini vaz dinlemek veya cep telefonlarında şifreli uygulamalar bulundurmak sebebiyle hapis cezasına çarptırıldığı aktarılıyor.

KAÇMAYA ÇALIŞANLAR İÇİN VUR-ÖLDÜR POLİTİKASI YÜRÜRLÜKTE

Sızdırılan belgeler arasındaki bir dizi dahili polis protokolü, tüm alanlarda silahlı subayların bulunduğuna, gözetleme kulelerine makineli tüfek ve keskin nişancı tüfeklerinin yerleştirildiğine ve kaçmaya çalışanlar için vur-öldür politikasının varlığına işaret ediliyor. Nakledilen herhangi bir Uygur için göz bağı, kelepçe ve pranganın zorunlu olduğu belirtiliyor.

Rapora göre birçok kişi, sadece Müslüman olduklarına dair işaretlerden yola çıkılarak ya da Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeleri ziyaret ettikleri için gözaltı kamplarına yerleştiriliyor.

Fotoğraflar arasında 60 yaşındaki Tacigül Tahir adlı kadının yasa dışı vaaz vermek suçlamasıyla Ekim 2017'de kampa yerleştirildiği bilgisi yer alıyor. Oğlunun alkol veya sigara içmediği için kadının "güçlü dini eğilimlere" sahip olduğu ifadesinin yer aldığı belgede, oğlunun da terör suçlamalarıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtiliyor.

 KAÇMAYA ÇALIŞANLAR İÇİN "VUR-ÖLDÜR" POLİTİKASI 

Fotoğraflarda en genç olarak gözüken Rahile Ömer'in, 15 yaşında gözaltında olduğu ifade edilirken, 73 yaşındaki Anihan Hamit'in kamptaki en yaşlı kişi olarak kayıtlara geçtiği bilgisi yer alıyor.

Belgeler arasında üst düzey yetkililerin gizli konuşmaları, polis kitapçıkları, personel bilgileri ve 30 binden fazla Uygur Türkü için gözaltı ayrıntıları yer alıyor.

Raporda, polis protokolünde yer alan, kampların tüm bölgelerinde silahlı memurların, gözetleme kulelerinde makineli tüfeklerin ve keskin nişancı tüfeklerinin konumlandırılması bilgisinin, kaçmaya çalışanlar için "vur-öldür" politikasının varlığını açıkladığına işaret ediliyor.

ÇİN DIŞİŞLERİ: UYGURLAR MUTLU

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wınbin, BBC'nin gündeme getirdiği iddialarla ilgili soruya verdiği yanıtta, "Bahsettiğiniz, Çin karşıtı güçlerin Çin'i karalamaya yönelik çabalarının son örneğidir. Bunlar eski hilelerin tekrarından ibarettir. Dedikodu ve yalanları yayarak dünyanın vereceği hükmü gölgeleyemezler. Xinjiang’da istikrar ve refahın olduğu, orada yaşayanların da hayatlarından memnun ve mutlu olduğu gerçeğinin üzerini örtemezler." ifadelerini kullandı.

İNGİLİZ DIŞİŞLERİ: KANITLAR SOYKIRIMI DOĞRULUYOR

İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, elde edilen yeni kanıtların Çin'in zorla çalıştırma, din özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar, ebeveynlerin çocuklarından ayrılması, zorla doğum kontrolü ve toplu hapsetme gibi sistematik soykırım uygulamalarına ilişkin kanıtlar içerdiğini ifade ederken, Çin’in Uygur Türkleri ve diğer etnik guruplara yönelik muamelenin son derece insanlık dışı ve büyük çapta olduğuna dikkati çekerken böylece Pekin'in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı hak ihlallerine ilişkin daha fazla şok edici ayrıntıların ortaya çıktığını belirtti.

 Ayrıca İngiltere'nin uluslararası ortaklarıyla Çin'den hesap sormaya kararlı olduğunu belirten Truss, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet'e sahadaki gerçekleri kapsamlı şekilde değerlendirebilmesi için bölgeye tam ve sınırsız erişim izni verilmesini gerektiğini, aksi taktirde bunun Çin'in bölgedeki eylemlerini saklama girişimi olarak nitelendirileceğinin altını çizdi.

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Sözde “Çin Halk Cumhuriyeti” rejim hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğramaktadır. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır.

Doğu Türkistan’da ağır insan hakları ihlallerinden aşmış soykırım derecesine ulaşan, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine gelen küresel mesele haline geldi. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Ortaya çıkan Resmi veriler ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel ve etnik soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyduğunu gösteriyor. Fakat Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizlemeye ve soykırımı yalanlamaya çalışıyor.

 Günümüzde şu an bile Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarında tutuluyor. Bu baskı tüm şiddetiyle devam ederken, tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik verme gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyor.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyor. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan yaklaşık 800 bin Uygur Türkü çocuk, “melekler yuvası ” denilen çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, tıpkı bir çinliymiş gibi davranan, yaşam felsefesi, ideolojisi, hayata bakışı tamamen Uygurlardan kopuk komünist bireyler olması için yetiştiriliyor.

Milli ve dini kültür mirasları, Uygur tarihi ve kültürü, Türk- İslam mimarileri, tarihi şahsiyetlerin türbeleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. 16 bin Cami yıkıldı. Kur’an-i kerim başta olmak üzere Uygurca yazılmış sayısızca eresi kitapları yakıp yok etti. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni sayılıyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her Türk aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Sözde “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde 10 günlerce konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyor.

 

Muhammed Ali Atayurt-Türkistan Press

Bu Haberi 1507 kişi okudu!
25/05/2022
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.