65 STK’dan Çin başkonsolosluğu önünde eylem

Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi, Genç Hareket, İstanbul Genç İHH ve Genç İDSB öncülüğünde bugün İstanbul Fatih Camiinde Doğu Türkistan’daki devam eden Soykırıma Karşı Sabah namazı buluşması düzenlendi. Sabah namazı sonrası şehitler için Hatim duası yapılırken, Çeşitli STK başkanları Soykırıma karşı ayrı ayrı konuşmalarda bulundu.

DOĞU TÜRKİSTAN’A SES VER!
Öğle saatlerine doğru İstanbul’un Sarıyer- Tarabya sahilinde bulunan Çin Başkonsolosluğu önünde toplanan kalabalık bir gurup, Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik uyguladığı politikaları protesto etti.

Fikirde Birlik ve Mücadele Platformu, Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar birliği başta olmak üzere 65 STK ortaklaşarak düzenlenen eylemde göstericiler, Çin Rejim Hükümeti’nin Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik uyguladığı politikaları sloganlar atarak protesto etti. Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı eylem, konsolosluğa çıkan yolun kapatılması nedeniyle sahilde yapıldı.

Basın açıklamasını Fikirde Birlik ve Mücadele Platformu Başkanı sayın Kürşat Mican yaptı.

BASIN AÇIKLAMASI!

“Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, değerli büyüklerim ve Aziz Müslüman Türk Milleti Yüce Allahın selamı, rahmeti, bereketi, tevfiki ve inayeti üzerimize olsun!

Öncelikle bugüne kadar Doğu Türkistan’ımızın bağımsızlık mücadelesinde değerlerini, kültürlerini, inançlarını yaşamak ve korumak uğruna canını veren,  ve pandemi bahanesiyle kapatıldıkları evlerde geçen hafta çıkan yangında yanarak vefat eden tüm şehitlerimizi derin bir teessürle, minnetle ve sonsuz hürmetle yad ediyorum. Yüce Allah gani gani rahmet eylesin. Mekanları Cennet, makamları ali olsun.

Kıymetli basın mensupları bilindiği üzere Çin Doğu Türkistan’ımızı işgal ettiği günden beri soydaşlarımızı baskı altında tutuyor, sistematik bir şekilde etnik ve kültürel yönden asimilasyona ve soykırıma tabi tutuyor.

Şöyle ki alimlerini, akademisyenlerini, sanatçılarını, işadamlarını, kanaat önderlerini ve Türkiye başta olmak üzere ülke dışında okuyan öğrencilerin ailelerini sözde ıslah kampı adı altında nazı kamplarına benzeyen toplama kamplarında işkenceyle ve zehirleyerek öldürüyorlar. 

Tüm temel insan hakları ellerinden alınan kardeşlerimiz, Doğu Türkistan’da, kendi öz topraklarında adeta açık hava hapishanesinde yaşam mücadelesi veriyorlar.

Bakınız evlerinde Çinli aileleri zoraki misafir ediyorlar. Kızlarımız Çinlilerle zorla evlendiriliyor. Tarlalarda, bağlarda, bahçelerde ücret almadan köle gibi çalıştırılıyorlar.

Bulundukları bölgede bir yerden başka bir yere gitmeleri dahi yasak. Kuran okumak, İslam’ı öğrenmek, ibadet etmek, sakal bırakmak, dine uygun giyinmek yasak. Milli semboller, İslami semboller bulundurmak ve taşımak yasak. Siyaset ve ticaret hakları ellerinden alınmış, günden güne fakirleşen kardeşlerimiz şu anda ciddi anlamda bir yoksulluğa doğru sürüklenmekteler.

Camilerin bir çoğunu yıktılar, kalanları da bar, kafe ve otele dönüştürüyorlar.

Değerli Basın Mensupları;

Çin son beş aydır ‘sıfır kovid’ uygulaması bahanesiyle Doğu Türkistan’ımızda binaların, evlerin kapılarını zincire vuruyor, demirlerle kaynattırıp Uygur Türk’ü kardeşlerimizin hiçbir şekilde dışarı çıkmasına müsaade etmiyor. Çoğu açlıktan, hastalıktan vefat ediyor. En son bir binada çıkan yangında kaçamadıkları ve itfaiye 500 metre yakınında olmasına rağmen 2 saat sonra müdahale ettiği için 100’den fazla kardeşimiz yanarak şehit oldular. Ve Çin yetkilileri “ihmal yok, fiziki şartlardan dolayı binaya girilemedi,” dedi. Anlaşılan o ki  bu katliamlar devam edecek. Çünkü  Zalim Çin’de insanlık yok, vicdan yok, merhamet yok, insaf yok.

Biz zaten zalim ve zorba Çin’den bir şey beklemiyoruz. Tarihten de iyi biliyoruz ki; Bu zalimler ancak güçten anlar.

Maalesef biz Müslümanlar sessiz kaldığımız sürece bu zulümler bitmeyecek! Buradan tüm Türk İslam Devletlerine sesleniyoruz; Artık harekete geçin. Ağıtlarıyla, feryatlarıyla gök kubbeyi inleten kardeşlerimizin seslerini duyun, bu zulmü durdurun.

Soydaşlarımıza ve din kardeşlerimize de sesleniyoruz;

Çin mallarını, ürünlerini almıyoruz, kullanmıyoruz.

Değerli Basın mensupları

Doğu Türkistan’da yaşanan bu zulümler ve insan hakları ihlalleri başka bir ülkede olsaydı tüm dünya ayağa kalkardı.

Konuya tarihi gerçekleri unutarak bakanlar Çin’in toprak bütünlüğünden dem vuruyorlar.

Tüm Dünya iyi bilsin ki; Bu topraklar bizim ata topraklarımızdır. Kadim ata yurdumuzdur. Kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Soydaşlarımıza ait olan toprakların  geri verilmesini, Çin işgalinden kurtarılmasını ve orada zulüm, işkence ve işgal altında yaşayan kardeşlerimizin temel insan hak ve hürriyetlerine kavuşmasını istiyoruz.

Uzun yıllardır dünyanın derin sessizliği, tepkisizliği, umursamazlığı altında yapayalnız kalmalarına rağmen, zulüm altında inim inim inlerken kendi diline, dinine, töresine, tarihine, kültürüne, medeniyetine sahip çıkmak için canla başla direnen Uygur Türk’ü kardeşlerimizin bu haklı mücadelesinde her daim yanlarındayız.

KAHROLSUN KIZIL ÇİN

YAŞASIN BAĞIMSIZ DOĞU TÜRKİSTAN!

Devletimizden isteğimiz bağımsız bir heyet oluşturup Doğu Türkistan’da yaşanan olayları yerinde incelettirmesi, soydaşlarımızın çektiği çilelere, maruz kaldıkları zulümlere tepkisiz kalınmamasıdır!”

TÜRKİYE'NİN 81 İLİNDEN SES GELMELİ!
Basın Açıklamasından sonra Konuşan Uluslararası Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Başkanı Sayın Hidayet Oğuzhan, Uurmçi’deki elim olayın basit bir yangın hadisesi olarak görülmemesi gerektiğini, İşgalci Çin’in 73 yılı aşkın süredir devam ettirdiği sistematik soykırımın bir parçası olduğunu, son dört aydır Çin rejiminin sözde “Sıfır Covid” politikası adı altında Müslüman Türkleri evlerine kapatırken, kapı dışarıdan kaynakla mühürleyerek kasten aç bıraktığını, dünyanın hiçbir yerinde bu gibi insanlık dışı uygulamaya rastlanmadığını, şuana kadar açlıktan ve hasta olup ta tedavi görme imkanı bulamadığı için ölenlerin sayısının 1000’in üzerin de olduğunu ve dahi uzun süreli tecrit yüzünden bunalıma giren pek çok insanın intihar eylemine giriştiğini, yüksek binalardan kendini aşağı atan insanların olduğunu bütün bu olayların görüntü kayıtlarıyla sabit olduğunu söyledi.

İnsanlık dünyasının belki bugüne kadar gördüğü en acımasızca zulmün Doğu Türkistan’da yaşanmakta olduğunu söyleyen Oğuzhan, Uurmçi’deki yangın faciasında hayatını kaybedenlerin 190’dan fazla olduğunu belirterek, şuan burada 65 STK’nın ortaklaşa başlattığı protesto dalgasının bütün dünyaya yayılmasını, Zulme karşı verilen tepkilerin sadece burada kalmamasını, özelliklede Türkiye’nin 81 vilayetinde Doğu Türkistan için Kamuoyunun Çin karşıtı eyleme geçmesi gerektiğini, zira insanlığın daha çok Doğu Türkistanlı ölmesini veya zulmün daha çok artmasını, gündeme gelmesini beklememesi gerektiğini Çin zulmü altında inim inim inleyen mazlum halkın feryadına kulak vermesini, meseleyi halı altına saklayarak gizlemekle veya Uluslararası ilişkilerde belirli çıkar karşılığında, ekonomik, siyasi ve askeri manatlar uğruna göz ardı edildiği takdirde çözüme kavuşmayacağını vurgulayarak Doğu Türkistan İçin ses ver! çağrısında bulundu.

“SESLERİNİ BİLE DUYAMAMIŞKEN ÖLÜM HABERLERİNİ ALDIK”
Akabinde Türkiye’de bilgisayar mühendisliği okuyan 22 yaşındaki Muhammed Memeteli, Uurmçi yangın faciasında hayatını kaybeden aile üyeleri hakkında konuşarak “6 yıldır aileme ulaşamıyorum. Onlarla hiç irtibata geçip seslerini duyamadım. Biz ablamla Türkiye’ye sonra da babam ve abimi de hemen hapse atmışlar. Ben ailemle konuşmak, seslerini duymak isterken ölüm haberlerini sosyal medyadan aldık. Bu yangında, annem ve 4 kardeşim vefat etti. Kardeşlerim; 13, 11, 9 ve 5 yaşındaydı. Şu anda orada hapiste olan babam Muhammat Ali Memetniyaz ve abim İlyas Rehim’e ulaşmak istiyorum. Serbest bırakılmalarını istiyorum. Ayrıca yine hiçbir haber alamadığım kardeşlerim Enes Memeteli ile Muhammetniyaz Memeteli’ye ulaşmak istiyorum” açıklamasını yaptı.

Eyleme katılanlar Doğu Türkistan Alimler Birliği üyesi Ömer Qarım tarafından yapılan duanın ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

TÜM BAĞLARI KESİLMEKTEDİR
Akşam saat 20:00 sularında Anadolu Gençlik Derneği (AGD) İstanbul Şubesi, Çin İstanbul Başkonsolosluğu önünde çeşitli sloganlar atarak Çin'in Doğu Türkistan politikalarını protesto etti.

AGD İstanbul İl Başkanı Mehmet Yaroğlu, burada yaptığı açıklamada, Doğu Türkistan'da yaşanan zulümlere karşı olduklarını göstermek için toplandıklarını söyledi.

Çin devletinin, Doğu Türkistan'daki politikalarına tepki gösteren Yaroğlu, "Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz evlerinden, çocuk ve eşlerinden, anne babalarından, akraba ve arkadaşlarından, işlerinden, okullarından kopartılarak dar bir coğrafyaya sıkıştırılmakta ve dünyanın geri kalanıyla her türlü bağları kesilmektedir." dedi.

Doğu Türkistan halkının birçok temel haktan mahrum bırakıldığını, inanç ve düşünce özgürlüklerinin kısıtlandığını, toplama kamplarında tecrit edilmiş bir yaşama zorlandığını, psikolojik ve fiziksel işkencelere maruz kaldıklarına dair acı gerçeklerin kendilerini derinden üzdüğünü dile getiren Yaroğlu, başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinin, Doğu Türkistan'ın haklı talepleri doğrultusunda Çin'e karşı birlikte hareket etmeleri ve her platformda bu konuyu dile getirmelerinin önemine değindi.

Açıklamanın ardından Doğu Türkistanlı mağdurlar yaşadıkları zulmü, acısını paylaşırken, son olarak Doğu Türkistan için dualar edildi. Grup daha sonra dağıldı.

 

Muhammed Ali ATAYURT-Istiqlal Haber

 

Bu Haberi 576 kişi okudu!
05/12/2022
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.