DOĞU TÜRKİSTAN HAKKINDA KORKUNÇ BİLGİLER PAYLAŞILDI
SON DAKİKA

DOĞU TÜRKİSTAN HAKKINDA KORKUNÇ BİLGİLER PAYLAŞILDI

Doğu Türkistanlı Uygur Türkü bilim adamı Dr. Erkin SIDDIK, kişisel sosyal medya hesabından Çin komünist hukümetinin Doğu Türkistan’da sürdürdüğü acımasızca uygulamaları ve Toplama kampları ile ilişkin en güncel haberleri kamuoyuna paylaştı.
Dr. Erkin SIDDIK’ın Paylaşımları Şöyle;

1- 21. 06. 2019 Tarihli paylaşımları;

Kardeşlerim, selam!

Bugün 21 Haziran. Geçen hafta bazı kardeşler, vatanımızda olup bitenler hakkında zaman zaman ilettiğim bilgileri ilgiyle izlediklerini belirterek, bu tür bilgileri vermeye devam etmemi arzu ettiklerini belirttiler. Şu ana kadar biriken malumatları sizlere aktarayım.

Gelen haberler hiç iç açıcı değil. Bundan evvelki konuşmalarımda ve bu tür videolarımda sizlere Xi Jinping’in bize karşı yaptığı gizli planından bahsetmiştim. (Burada yeniden hatırlatmak adına) Xi’nin planı, Uygurların 3/1’ini bedenen ve ruhen sakatlayarak işe yaramaz hale getirmek; 3/1’ini hapishane ve toplama kamplarında tutmak; kalanları ki bunlar zaten çok uysal ve yumuşak başlı olan çiftçilerdir, robotlaştırmaktır. 3. Grup insanları tıpkı kültür devriminde olduğu gibi ayrı eğitime tabi tutuyorlar. Ben kültür devriminde büyüdüm. Hatırlıyorum, insanları sabahtan akşama kadar eğitime tabi tutarlardı. Karanlık bastırınca elektrik yok, lamba ışığında “siyaset dersi” çalışırlardı. Bedenen ve ruhen sakatlamaya tabi tutulan ilk gruptakiler, genelde milletimizin içinden çıkan en akıllı bireyler olup, farklı sahalarda ve dini cihette milletine yön verebilecek kabiliyetli insanlardır. Çoğunluğu Kaşgar ve Hoten illerinden çıkan imanı kuvvetli bu seçkinlerin ekseriyeti zaten toplama kamplarına alındılar. Bu icraat devam etmekte.

Her ne kadar Çin hükümeti icraatlarını gizli yönteme çevirdiyse de planında bir değişiklik yok. Gelen bilgilere göre, yabancıların gözünü boyamak için cadde ve sokaklardaki barikatları kaldırmışlar. Tahminler ne kadar doğru bilmem ama bunların kaldırılmasının nedeninin yukarda bahsedilen planlarının esasen tamamlandığı kanaatindeyim. Tutuklanan ebeveynlerin çocukları hakkında da çok acı haberler var. Ana-babası kampa alınan çocuk sayısı 500 binin üzerinde idi. Bunların arasından fiziği güzel olan yarısını adresi belli olmayan başka bir yere götürdükleri haberi geldi. Bilgiyi veren kişinin tahminine göre bu çocukların hepsi öldürülüp cesetleri yakılarak kimlikleri gizlenecek.

Gelen başka bir habere göre hükümet, kamplardakileri kategorileştirerek 6 dereceye ayırdığı, “günahı” en ağır olanlar, yukarda bahsettiğim seçkinlerimiz olan en genç, akıllı, sağlıklı ve kabiliyetli kişiler ki Çin’in iç kesimine nakledilenlerden müteşekkil grup 6. derece, bunların sözde ağır suçu ise Kur’an okumak, yurtdışına çıkmış olmak ve çıkmaya niyetlenmekmiş. Bunlara çok ağır işkence ile “radikal ve terör ideolojisine sahip suç”larını itiraf ettirip, kendilerini tatmin edebilecek derecede itiraf edenleri 5. dereceye düşürüyormuş. 6. derecedekiler arasındaki Çin’in iç kesimine nakledilmeyenler ise 10 yıl ila müebbet arasındaki hapis cezalarına çarptırılmış. Bunu daha önceki zamanlarda tahmin etmiş ve size belirtmiştim. Şimdi bunlar resmen yapılıyormuş. Birinci derecedekiler ise robotlaşmış, ne denirse yapan insanlar grubuymuş.

Vatana gidip gelebilen birisinin bölgeye gidip gelen Çinli Hanlardan temin ettiği diğer bir haber ise, çok az sayıda salıverilenlerin halidir. Bunlar arasında sinema ve sahne oyuncuları da var olup, psikolojileri tamamen harap olmuş ve tanıdıklarını gördüklerinde “merhaba” dışında hiçbir şey konuşmadan köşe-bucak kaçan, evlerine gizlenen, sürekli kabus gören ve sayıklayan tuhaf insanlara dönüşmüş. Yakınları onları, ruh hastalıkları hastanelerinde değil, normal hastanelerde tedavi ettiriyorlarmış. Büyük kentlerde Uygur nüfusu büyük oranda azalmış. Son birkaç gün önce youtubeda da paylaşılan, BBC muhabirinin bu kamplardan birinin görüntüsü değiştirilmiş bir bölümünü ziyaret ettirildiğine dair videoyu izlediniz her halde. Kampın ziyaret ettirilen bölümünde milli kıyafet giydirilmiş, şarkı-danslarıyla mutlu tablo çizen gençler görüntülenmiş. Bana bunlar, yüksek okul öğrencileri gibi geldi. Belli ki bu kamptakiler başka bir yere nakledilmişler. BBC muhabiri, daha önce uydu aracılığıyla çekilen fotoğraflarla kıyas ederek bu kamp ve çevresindeki değişiklikleri gösterdi. Daha önce boş olan bir alanın spor sahasına çevrildiğini, duvarlardaki tel örgülerinin söküldüğünü ve gözetim kulelerinin kaldırıldığını gösterdi. Anılan muhabirin uydu aracılığıyla çekilen fotoğraf ile şimdiki fotoğrafını göstererek verdiği diğer bir bilgi ise, daha önceki çiftçilere ait toplu konutların yerle bir edildiğidir. Mülkün sahibi olan çiftçilerin ise başka yerlerde inşa edilen apartman dairelerine yerleştirildikleri ve yardım parasıyla geçindirildikleri haberleri geldi.

Diğer bir yabancı kaynaklı haber ise, organ ticareti ile ilgilidir. Daha önceleri organları alınıp satılan Çinli Fa Lungong tarikat müritlerinin yerini şimdi Uygurların aldığı yöndeki bilgilerdir. Beni ürküten bilgi ise, sırf Uygurların organlarının alındığı ayrı bir kamp inşa edildiğidir. Bunu ben, evlerinde koyun besleyip birer birer kesip yiyen insanlara benzettim. Milletimizden alınan DNA testleri boşuna değilmiş. Bunlar arasından sağlıklı olanların organları, ticari mallara dönüşmüş. Bu bilgileri verenden, Kosova Sırp katili mahkum edilen uluslar arası mahkemede görev alanlar arasında yer alan bir avukatın başkanlığında kurulan 7 kişilik bir gurup tarafından hazırlanan bir raporun yakında açıklanacağı haberi geldi.

Uygurlar hakkındaki bu tür haberlerin dünyaya tanıtılmasında gelişmeler kaydedilmekle birlikte, çözüm getirecek herhangi bir tedbir henüz alınmadı. Son zamanlarda yapılan bazı girişimlerin bize hiçbir faydası olmuyor. Örneğin, yakında BM’nin terörizme karşı komisyonu başkanının bu kampları ziyareti gibi. Buna, başta ABD olmak üzere bazı batılı devletler tepki gösterdi. Zira bu kişi, ziyaret dönüşünde Çin hükümetinin bu kampları açmasını doğru bulduğuna dair görüş bildirmişti.

Bunun dışında Doğu Türkistan’da her gün çok vahim gelişmeler olmakta lakin haber dünyaya duyulamamakta. Ölen Uygur sayısı ziyadesiyle fazla. İlk etapta geçen yıl Çin’in iç kesimine nakledilenlerin sayısının 500 binin üzerinde olduğunu Sert Kış (Bitter Winter) dergisi açıklamıştı. Buna şimdi de çocuklar dahil edildi. Yukarda bahsettiğim güzel çocukların bilinmeyen bir yere nakledildikleri ile ilgili diğer bir tahminimi bir konuşmamda da dile getirmiştim--- Onların casus olarak yetiştirilmesi ihtimalidir. Uygurlar kayboluyor. 500 bin çocuğun ebeveyni bir milyon eder. Durum çok vahim. Bunları yurt dışında yaşayanlar dünyaya duyurması gerek. Ramazan ayında çok sayıda Uygur kayboldu. Bizim halimize maruz kalan başka bir millet yok. Biz susarsak halimiz nice olur. Yanımda işini-gücünü bırakıp hiçbir karşılık beklemeden vatanımız için mücadele eden bir grup aydın genç var. Onlar şu an şimdiye kadarki delilleri toplayıp 4 dilde (İngilizce, Çince, Arapça, Türkçe) bir belgesel yapma hazırlığında. Bunların hiçbir geliri yok. Aranızda davaya açıkça katılamayan ve maddi imkanı olanların bu gençlere maddi destek vermesini rica ediyorum. Parayı bana havale edebilirsiniz. Ben verdiğiniz her bir Dolar’ın hesabını verebilirim. Hepimiz bir şey yapmaya çalışalım. “Ben susup oturursam Çin hükümeti vatandaki akrabalarıma bir şey yapmaz. Bir gün vatana gidip akrabalarıma kavuşacağım” gibi boş hayalleri bırakın. O günler gelmemek üzere gitti. Vatandaki Uygur milleti yok oluyor. Şu an yapabileceğimiz önemli işlerden biri, Xi Jinping başta olmak üzere ta köy muhtarına kadarki katillerden hesap sormaktır. Geçen seferki konuşmamda da belirttiğim gibi hesap sormakla ölenler geri gelmez, sakat kalan ve deliren de düzelmez. Sadece sorumluluğumuzu yerine getirelim. Bu cihette bir şeyler yapılıyor. Buna maddi kaynak gerek. Ben bir işi yaparken değil, bitirdikten sonra açıklarım. Kendiniz bir şey yapamazsanız bari maddi destek verin.


2- 27.06.2019 Tarihli paylaşımları;

Selam aziz kardeşlerim,

Yeni haberler geldi. Bu haberlerin bazıları toplama kampına kapatılanlardan, bazıları bu kamplarda çalışan polislerden, bazıları ise Çin komünistlerinin aldatma oyunu olan “sahne kampta” eğitim gören rolü oynamaya zorlanan figüran gençlerin, seçilerek davet edilen yabancı ziyaretçiler ile en son ziyaret etmesine müsaade edilen BBC muhabirinin yönelttikleri sorulara verdikleri yanıtlardandır.

Bir önceki videomu gören bazı hemşehrilerim beni hep acı haber vermekle eleştirmişler. Ben mutlu yaşamak isteyen biriyim. Güzel ve insanı hoş eden haberler olsa, işimi gücümü bırakıp sizlerle paylaşırım. Ne yazık ki bizi sevindirecek hiçbir güzel haber yok. Yine de gevşememeniz ve kuvvetli iradeniz ile mücadelenizi sürdürmeniz için bu haberleri iletme gereğini duyuyorum. Siz de beni anlayın lütfen.

Gösterdiğim şu belge, internette de yayınlanan ve Urumçi hükümetinin 14. 06.2019 tarihinde yayınladığı kent nüfusunun 10 milyona çıkarılacağına dair duyurusu. Şu an kentin nüfusu 2.5 milyonmuş. 10 milyona çıkarmak demek, Çin’in iç kesiminden 7.5 milyon Çinli Han’ın getirilmesi demek. Geçtiğimiz günlerde hükümetin özellikle Kaşgar ve Hoten gibi illerde toplu halde yaşayan çiftçilerin evlerini yıkıp, kendilerini açıklanmayan yerlere naklettiğine dair bilgileri sizlerle paylaşmıştım. Bu insanların çoğunun kuzey bölgeye nakledildikleri bilgisi gelmişti. Lakin sayısı çok olduğu için hepsinin kuzeye nakledilememiş olması gerek. O halde bunlar nerelere götürüldüler diye sordum. Son birkaç yıldan beri Urumçi kentinde konut inşaatının fazla artışı dikkati çekmişti. Şimdi nedeni anlaşıldı.

Diğer bir haber ise, insanları “Özel İnsan Topluluğu” diye tarif edilen kategorilere ayıran şu tablo. Yabancı muhabirlerin incelemesi sonucu varılan kanaata göre, buna dahil edilen insan sayısı 4,476,000 olup, Uygurların sayısı 4.146 milyondur. Bir Çin haber ajansının konu ile ilgili yayınladığı yazısında bu insanların hepsinin toplama kamplarına alınacakları iddia edilmiş. Bunlar arasında erkek ve kadın oranı 8-5. Yani 8’i erkek, 5’i kadın. Bunlar arasındaki Çinli Han sayısı çok düşük (317). Bu, toplama kamplarına kapatılan Uygur sayısının ne kadar olduğu sorusuna cevap teşkil eder.

Ayrıca, aldığım başka bir haberi İngilizce olarak yayınladım. Buna göre Çin hükümeti 2017 yılından itibaren Doğu Türkistan kentlerinin her bir mahallesinde ikamet edeceklerin sayısını belirlemiş. Bu tespit üç aşamalı yapılmış. İlk aşamada bir mahallede 80-120, ikinci aşamada 150’ye kadar, üçüncü aşamada ise 230. Ortalama mahalle başına 480 kişi düşüyor. Mahalle, eski komün dönemindeki grup veya birim anlamında olup, bunların sayısının Doğu Türkistan’daki mahalle sayısıyla çarpılırsa altı milyonu geçer. Epey zaman önce kamplara kapatılan Uygur sayısının 3.5-5 milyon arasında olduğunu iddia etmiştim. Bu da benim bazı kaynaklardan aldığım bilgilere dayanıyordu . Şimdiki rakam, bu sayıları teyit niteliğinde. Bir önceki videoda bahsettiğim, kamplardaki Uygurların 6 kategoriye ayrılanlara dair yeni liste elime geçti. Buna göre: 1- müebbet hapis cezası alacak olanlar, 2- Sıkı kontrole tabi tutulacak olanlar, 3-Hafif kontrole tabi olanlar ki bunlar kategorilerin en altı olan 6. derecedekileri kapsıyor. Bunlar arasında en fazla zarar görenler, ilk kategoriye girenlerdir. Kamplardan gelen bilgilere göre bu insanlar, gece yarısından sonra kampa gelen motorlu araçlarla götürülüyormuş. Götürülme esnasında gerek görevlilerden gerekse mahkumlardan çıt ses çıkmaz, kamptakiler sadece arabaların motor seslerinden araçların gelip gittiğini anlar, ertesi günü yanlarındaki bazı insanların görülmediğini fark ediyorlarmış. Bilgiyi veren kişi, bu insanların hepsinin Çin’in iç kesimlerine götürülenler olduğunu ve toplam sayının iki milyonu geçtiğini iddia etti.

Bunlar, geçmiş konuşmalarımda da belirttiğim ve şu an teyit edilen soy kırım ile ilgili görüştür. Geçmişte görünen tecrübelere dayanan bu görüşe göre soy kırım hareketi, önce kültürü yok etmekle başlanır, insanların beslenmesi ve barındırılması gibi giderler artıp karşılanması zor hale gelindiğinde cismi ve fiziki kırıma geçilir. Kamptaki röportajda mahkumların beslenmesi ile ilgili soruya verilen yanıt, eskiden kötü beslenmedikleri, yakın zamanda tedarik sıkıntısı baş gösterince beslenmenin kötüleştiği ve mide, kara ciğer kanseri ile İngilizcede TB Sure (?) denen hastalığın ve ölüm vakıasının arttığı şeklinde olmuş. Muhabirlerin bu mahkumların beslenme parasının nerden geldiğine dair sorusuna verilen cevap ise, büyük çaplı kamplarda gelir sağlayan yeni ticaretlerin başlatıldığı, bunlardan birisinin organ ticareti olduğu, diğeri ise kamplarda yapılan fuhuş ticareti olmuştur. Yani büyük bir toplama kampında tam teşekküllü organ alma ameliyathanesi ile fuhuşhane açılmış. Fahişeler ise, kampa kapatılan genç Uygur hanımlar olup, müşterilere servis ediliyormuş. Bunları duyduktan sonra kahrımdan kendimi koyacak yer bulamadım. Bu tür haberleri kalbimin çok güçlü olduğu anlarda sizlere iletmezsem ağzımdan çıkaramam. Ne yazık ki gerçek buymuş. Fuhuşa sunulan kızlar işi bitince salınmayıp tekrar kampa kapatılırmış. Geçenlerde Urumçi’nin bir semptindeki bir adrese toplatılan 150 bin kadar genç kızın haberi yayılmıştı. Oraya götürülen küçük yaştaki kızları Çinli Hanlar diledikleri gibi tecavüz ettikten sonra kamplara geri götürüldüklerine ve hamile kalan kızların geri gönderildiklerine dair haberler çıkmıştı. Şimdi daha vahşi uygulamaların haberleri geliyor. Örneğin insan sütü ticareti ki zaten sosyal medyada Çinlilerin bu ticareti yaptıklarına dair bilgiler paylaşılmıştı. Şimdi bu, kampta açılan fuhuşhanede başlamış. Tecavüz sonucu hamile kalan kızları doğurtulup bebekleri götürüldükten sonra sütleri ya sağılarak veya müşterilere emzirilerek satılmaktaymış. Bu haber, bana iki gün önce geldi.

Kampa kapatılmayan Uygurlar’dan her ay belirli miktarda kan plazması alınıp Çin’in iç kesiminde bir çeşit takviye ilaç üretiliyor ve ihraç ediliyormuş. Uygurlar, bu ilacın ham madde tedarikçisi olmuş. Kusuruma bakmayın, bu kötü haberleri sizlere iletmek istemezdim. Ama yeni gelen haberler olduğu için iletme gereğini duydum.

Milletimizin maruz kaldığı bu durumda yurt dışında yaşayan Uygurlar arasında rahat yaşayabilen var mı bilmem ama benim için her bir gün fevkalade zor geçiyor. Bu sıralar medyalarda Uygurlar hakkında çokça haber çıkıyor. Ama Uygurlar için faydası olan hiçbir gelişme yok.

Duyduğuma göre dün ABD başkan seçimi mülahazasında şöyle bir olay yaşanmış: Adaylara yöneltilen sorular arasında Çin’in insan haklarını ihlal ile Uygurların soykırım meseleleri de varmış. Demokrat adaylardan hiç biri bu sorulara yanıt vermemiş. Ben hep kendi değerimizi bilmemiz gerektiğini söylüyorum. Başkalarından büyük ümit bekleyemeyiz. Olsa bile ne zaman gerçekleşeceği belli değil. Geçenlerde AB’den bir heyetin Doğu Türkistan’a gideceği haberi gelmişti. Onlar Çin hükümetine, istedikleri yerleri serbestçe ziyaret etme şartını koymuşlardı. Bugün, Avrupa’da yaşayan bir kardeşimden husus hakkında aldığım bilgiye göre hiçbir gelişme olmamış hatta bu hususun gündemden çıkmış gibi bir durum söz konusuymuş. Biz ağlayarak derdimizi uluslar arası camiaya anlatamayız. Hiç kim sürekli ağlayanı, maruzat ileri süreni ve başkalarını söveni sevmez. Yapabileceğimiz en doğru iş, vatanımızda cereyan eden vahim durumları anlatmaktır. Ben sürekli bu işi yapıyorum. facebook sayfama girerseniz görürsünüz. Bunu okuyan batılı medya organlar ve muhabirler bana delilin var mı diye soruyorlar. Bizde bunlardan daha büyük delil yok. Her şeye rağmen bir ip ucu olması ve muhabirlerin iz sürüp bulması ümidiyle İngilizce yazıp paylaşıyorum. Vatandan bize bu haberleri duyuranlar, canlarını ortaya koyarak iletiyorlar. Birkaç gün önce Çin’de çalışan bir kardeşimden bir mesaj aldım. Sesimden benim olduğumu teyit etmek istediğini belirtmiş. Ben de kısa bir sesli mesaj gönderdim. Yanıtında, “Ağabey, sizinle bir kez dertleşebildim ya, artık ölsem de gam yemem” dedi. Onun bu sözünü duyduktan sonra bir gün boyunca perişan dolaştım. Zira yakında Doğu Türkistan’a döneceğini ve kesin öldürüleceğini ifade etmişti. Onun için biz ah-vah çekmeyelim. Başkalarına bize yardım etmedi diye de kızmayalım. Buna zaten hakkımız yok. Kendimiz yapabileceğimiz en büyük iş olan, vatanda olup bitenleri durmadan anlatmaya çalışalım. Şu an, her bir Uygur’un kendi meydanını belli etme zamanıdır. Çin hükümetinin bize yaptığı bu zulüm yeni değil. Bu kağıtta, Çin hükümetinin tarihten bu yana düşmanlarını yok eden yöntemleri yazılıdır: 1- Ekonomisini çökertmek, 2- Namını itibarsızlaştırmak, 3-Cismen yok etmek. Çinliler şu an bize tam bu yöntemleri uyguluyor. Bildiğiniz gibi şimdi toplama kamplarından salıverilenlerin bir çoğu bedenen ve ruhen sakatlanmış olup, çıktıktan kısa bir süre sonra ölüyorlar. Yakında kampa kapatılıp bir müddet sonra çıkan ve ebeveynlerinden ayrı kalan 3 kişi ile görüştüm. Bundan dolayı toplama kamplardaki durum sürekli gözümün önünde. Mümkün olduğu kadar fazla delil toplayıp ilgili yerlere ulaştıralım ve hasıl olacak güçten faydalanalım.

Bir önceki videoda sizden yardım parası toplama hakkında konuşmuştum. Bugüne kadar çok olmasa da bir az para toplandı. Sizin de bildiğiniz gibi ben bu tür şeyleri kolay kolay ortaya atmam. Bana gelip vatan için bir şeyler yapmak istediklerini bildiren çocuklardan yazılı planlarını isterim. Bu çocuklar bana şu yazılı planlarını getirdiler. Bunu para gönderenlere de ilettim. Bunlar arasında bu işten anlayan ve yapabilecek kabiliyeti olanlar var. Hepiniz biliyorsunuz benim tam günlük bir işim var. Ama ben günde 15 saat mesai yaparım. Yarısı çalışma yerimde (NASA), yarısı da evde vatan işi ile meşgul olurum. Yardım parası toplama işi koşturma gerektiğinden dolayı beni çok yordu. Yine de gayret edip uğraşıyorum. Ben, kimlerin neleri yapabileceklerini biliyorum. Çevrem de çok geniştir. Çok ülkelere seyahat ederim. Uygurların sayıca çok yaşadıkları ülkelere gittim. Vatan için bir şeyler yapmak iradesine sahip çok sayıdaki kardeşler bana müracaat ederler. Bana gelenlere ne iş yapabileceklerini sorarım ve hepsi hakkındaki notları saklarım. Aralarında ya vatandaki akrabalarından endişe duyduklarından veya vatanda yüklü miktarda sermayeleri bulunmasından dolayı kendilerini gizleyen kardeşler vardır. Ben, iş yapabilen kardeşler ile onlara maddi destek verebilen kardeşler arasında köprü vazifesi yapıyorum. Bendeki bilgiler hep gizli kalır. Bu konuda çok titizim.Yapmamız gerekeni yapmak zorundayız. Maddi sıkıntısı olmasına rağmen, Uygurların elinde olan delilleri toplayıp bir şeyler yapmaya çalışan bir grup genç var. Kalan kardeşlerin de yapabilecekleri işler hakkında düşünmelerini ve harekete geçmelerini tavsiye ederim. Ben on yıl önce Uygur’un parasını kazanmayacağıma dair kendime söz vermiştim. Vatan hizmeti için bile kendi paramdan harcarım. Gelen yardım paralarına ihtiyacım yok. Bende gelen paraların listesi var. İşte, bu cetvelde hangi tarihte kimden ne kadar para geldiğine dair kayıt vardır. Bu kaydı bilgisayarımda bile saklamam. Özel bir yerde muhafaza ederim. Bu işte çok yorulsam da yapmaya çalışıyorum. Bu işte yalnız da değilim. Bir grup güzel insan var. Onlardan bir grup genç kardeş, toplama kamp ile ilgili delil ve bilgileri toplayıp propaganda merkezi kurup, dört dilde (İngilizce, Çince, Arapça ve Türkçe) tanıtım faaliyetlerini yürütmek isterler. Biz yabancılardan, hatta Müslüman ve soydaşlarımızdan bize yardım veya destek vermedi diye yakınamayız. Biz onlara ne verebildik ki. Ama onlara vatanımızda olup bitenleri anlatmalıyız. Sabırla bu işi yaparsak onları yavaş yavaş aydınlatmamız mümkün. Şimdilik yapabileceğimiz iş bu.

Türkiye Türkçesine Çeviri: KAMER ARTIŞ
Bu Haberi 2296 kişi okudu!
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.